9 OCAK 2026’DA AVRUPA BİRLİĞİ’NİN 27 ÜYE ÜLKESİNİN TEMSİLCİLERİ, AB İLE MERCOSUR ÜLKELERİ ARJANTİN, BREZİLYA, PARAGUAY VE URUGUAY ARASINDA İMZALANACAK SERBEST TİCARET ANLAŞMASI İÇİN GEREKLİ SİYASİ ÇOĞUNLUĞU SAĞLADI. SÜRECİN TAMAMLANMASI İÇİN ŞİMDİ AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN ONAYI BEKLENİYOR. TÜRKİYE VE MAKİNE SEKTÖRÜ ÖZELİNDE BU DURUM, ALEYHİMİZE BİR PAZAR AÇILIMI YARATARAK REKABET DENGESİNİ YAPISAL BİÇİMDE BOZACAK.
Avrupa Birliği modeli esas alınarak 1991 yılında kurulan Mercosur’un temel amacı, Güney Amerika’da ekonomik entegrasyonu ve kalkınmayı hızlandırmak olarak açıklanıyor. Birlik bünyesinde ortak bir mal sınıflandırma sistemi (NCM) ile ortak bir dış gümrük tarifesi uygulanırken, “Arancel Externo Común” (AEC) ya da Portekizce adıyla “Tarifa Externa Comum” (TEC) olarak bilinen bu tarife, birlik ülkeleri arasında ortak ticaret politikası oluşturarak üyelere sınırlı istisna alanları da tanıyor. 9 Ocak 2026’da Avrupa Birliği’nin 27 üye ülkesinin temsilcileri, AB ile Mercosur ülkeleri Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay arasında imzalanacak serbest ticaret anlaşması için gerekli siyasi çoğunluğu sağladı. Sürecin tamamlanması için şimdi Avrupa Parlamentosu’nun onayı bekleniyor. Çin’in artan rekabeti, ABD’nin korumacı ticaret politikaları ve Avrupa’nın azalan küresel nüfuzu, müzakerelerin başlamasından 25 yıl sonra serbest ticaret bölgesinin hayata geçirilmesine yönelik baskıyı belirgin biçimde artırıyor. Anlaşmanın tam olarak uygulanması 15 yıla yayılan bir geçiş sürecini kapsasa da sunduğu öngörülebilirlik, vergilerin kaldırılması ve standartların uyumlaştırılması her iki taraf için de stratejik bir kazanım sunuyor. AB’nin Mercosur ülkelerine yaptığı ihracatta en büyük payı makine ve makine aksamları oluşturuyor. Eurostat verilerine göre bu ürünler, 2024 yılında AB’nin bölgeye yaptığı toplam ihracatın yüzde 21,5’ine oluşturuyordu. Bu tablo, Avrupa’yı bugün itibarıyla Güney Amerika’nın en önemli makine tedarikçisi konumuna taşıyor. Ancak Çin’in hızla bu pazarlara girmesi, Avrupa açısından bu avantajın kalıcı olmadığına işaret ediyor. Benzer biçimde Türkiye açısından da makine sektörü Mercosur ile ticarette kritik bir konumda: Mercosur ülkeleri bugün Türkiye’den ithal edilen makineler için yüzde 0 ila yüzde 14 arasında değişen gümrük vergileri uyguluyor. Buna karşılık, Mercosur’un AB ile imzalayacağı serbest ticaret anlaşması yürürlüğe girdiğinde, Gümrük Birliği nedeniyle bu ülkelerden Türkiye’ye yapılacak makine ithalatı vergisiz hale gelecek; ancak Türkiye’nin Mercosur’a yönelik makine ihracatı Türkiye ile bu ülkeler arasında ayrı bir STA imzalanmadığı sürece mevcut vergilere tabi olmaya devam edecek. Bu durum, Türkiye aleyhine bir pazar açılımı yaratarak rekabet dengesini yapısal biçimde bozacaktır. AB Komisyonu, Mercosur ile imzalanan anlaşmanın mümkün olan en kısa sürede yürürlüğe girmesini hedefliyor. Ancak asıl kritik mesele, anlaşmanın ne zaman fiilen uygulanmaya başlayacağı ve sektörler açısından hangi geçiş sürelerinin öngörüldüğüdür. Bu serbest ticaret anlaşmasının Türkiye ekonomisi ve özellikle makine sektörü üzerindeki etkileri gecikmeksizin ve bütüncül biçimde analiz edilmeli ve serbest rekabeti negatif etkileyen unsurlar Mercosur ülkeleri derhal görüşülmelidir.
ANLAŞMANIN MAKİNE SEKTÖRÜ AÇISINDAN ANLAMI
AB-Mercosur anlaşması, Avrupa makine üreticilerinin rekabet gücünü belirgin biçimde artıracak. Anlaşmaya göre, makinelerin büyük bir kısmında uygulanan gümrük vergileri kademeli olarak kaldırılacakken, yanı sıra standartların uyumlaştırılması da kritik önem arz ediyor. Zira küçük teknik farklılıklar bile fiilen ticaret engeli yaratarak ürünlerin pazara girişini geciktirebilir. AB’nin Mercosur’a ihraç ettiği başlıca ürün grupları arasında makineler yüzde 22, kimyasallar yüzde 14, ilaçlar yüzde 12 ve motorlu taşıtlar ile yedek parçaları yüzde 9 pay alıyor. Güney Amerika pazarlarına girişteki görece yüksek engeller nedeniyle, yalnızca Almanya’dan 100’den fazla makine üreticisi -çoğu Brezilya’nın São Paulo eyaletinde olmak üzerebölgede kendi üretim tesislerini kurmuş durumda. Mercosur bölgesinde VDMA’nın temsilcilik açmış olması bile Avrupa sanayisinin bu pazara verdiği stratejik önemi açıkça gösteriyor. Mercosur bölgesinde Alman mallarının en büyük alıcısı açık ara Brezilya olarak karşımıza çıkıyor. 2024 yılında Almanya’nın Güney Amerika’ya yaptığı ihracatın yüzde 82’si bu ülkeye yönelmiş, Arjantin yüzde 14’lük payla ikinci sırada yer almıştı. Uruguay ve Paraguay’ın payı ise yaklaşık yüzde 2 düzeyinde gerçekleşmişti. VDMA verilerine göre, anlaşma tüm makine mühendisliği ürünlerinin yüzde 95’inde gümrük vergilerinin kaldırılmasını öngörüyor. Ancak bu süreç çoğu ürün için 10 yıl, bazıları içinse 15 yıla kadar uzanabilir. Dolayısıyla ticari etkilerin ihracat rakamlarına tam olarak yansıması orta ve uzun vadede gerçekleşecektir. Diğer yandan, anlaşmanın yürürlüğe girmesini takip eden ilk yılda gümrük vergisi doğrudan sıfırlanan ürün sayısı oldukça sınırlı olacak. Bu kapsama giren başlıca ürünler ise şöyle sıralanıyor: • Metal işleme torna tezgâhları, • Tekstil endüstrisine yönelik makineler, • Şekerleme endüstrisine yönelik makineler. Buna karşılık, süt sağma makineleri, saman ve yem presleri, gıda işleme makineleri ile ölçüm cihazlı pompalar için herhangi bir gümrük vergisi indirimi öngörülmüyor. Türkiye açısından bakıldığında makine ticareti halihazırda kayda değer bir büyüklüğe ulaşmış durumda: 2024 yılında Türkiye’nin Mercosur ülkelerine yönelik makine ihracatı yüzde 16,4 artışla 195 milyon dolara yükselirken, aynı ürün grubunda bu ülkelerden yapılan ithalat yüzde 20 azalarak 139 milyon dolar seviyesine gerilemişti. Bu tablo, Türkiye’nin makine sektöründe Mercosur karşısında rekabet gücünü artırdığını ve bu fasıl özelinde dış ticaret dengesini lehine çevirmeye başladığını gösteriyor. Ancak AB-Mercosur anlaşması, Mercosur menşeli 139 milyon dolarlık makinenin Türkiye pazarına sıfır gümrükle girmesi anlamını da taşıyor.
AB-MERCOSUR STA’SI MEVCUT İMTİYAZLARA GÖRE DAHA YÜKSEK BİR ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK SAĞLIYOR
Bugüne kadar Mercosur ülkelerinde makine ithalatında yüzde 12 ila yüzde 20 arasında gümrük vergisi uygulanıyordu. Brezilya’da ise “Ex-Tarifário” adlı özel rejim sayesinde, ülkede üretilmeyen veya rekabetçi olmayan sermaye malları için yüzde 2, hatta yüzde 0 vergi uygulanabiliyordu. Ancak bu rejim geçici ve şirketlerin her bir-iki yılda bir Brezilya Dış Ticaret Odası’na (CAMEX) yeniden başvurması gerekli. Üstelik son dönemde birçok başvurunun beklenmedik biçimde reddedilmesi, bu sistemin ne kadar kırılgan olduğunu da gösteriyor. Programın kendisi de zaman sınırlı ve en son geçtiğimiz temmuz ayındaki güncelleme ile 2028 yılına uzatılmıştı.

GÜNEY AMERİKA NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Donald Trump’ın gümrük politikaları, kurallara dayalı küresel ticaret düzenini ciddi biçimde sarsmaya devam ediyor. Avrupa Birliği Komisyonu da bu nedenle Mercosur ile serbest ticaret anlaşmasını hızla yürürlüğe koymak istiyor. Her ne kadar bu anlaşma ABD ile ticarette yaşanan kayıpları telafi etmekten uzak olsa da iki kıta arasında 715 milyondan fazla nüfusu ve dünya ekonomik üretiminin yaklaşık dörtte birini kapsayan devasa bir serbest ticaret alanı yaratacak olmasıyla önem taşımaya devam ediyor. Bu süreçte Almanya’nın belirleyici bir rol oynadığı da söylenebilir. Fransa, İtalya ve Polonya’nın özellikle tarım ve sübvansiyonlar konusundaki itirazlarına rağmen, İtalya’nın tutum değiştirmesiyle nitelikli çoğunluk sağlanabilmişti. Bunun temel nedeni, elbette anlaşmanın Almanya’nın ihracat odaklı sanayisine sağlayacağı avantajların diğer AB ülkelerine kıyasla çok daha yüksek olması. Almanya açısından bakıldığında, anlaşmanın onaylanması ve Mercosur ile ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesi lehine öne çıkan başlıca gerekçeler şunlar olacak: Alman şirketleri, yaklaşık 260 milyon nüfusa sahip hızla büyüyen pazarlara çok daha etkin erişim imkânı elde edecek. Brezilya ve Arjantin bugüne kadar pazarlarını büyük ölçüde korumacı politikalarla kapalı tutmuş olsa da Çin’in bölgedeki etkisi hızla artıyor. STA sayesinde Avrupa ürünleri, benzer ticaret kolaylıklarından yararlanamayan rakiplerine göre belirgin bir rekabet avantajı kazanacak. • Mercosur ülkeleri, geleneksel olarak Avrupa ile yakın ilişkilere sahip, nispeten kısa ve güvenli ticaret hatlarıyla erişilebilen demokratik hukuk devletleridir. Çok taraflı ticarete ve AB ile iş birliğine güçlü bir ilgi söz konusudur. Pek çok Alman şirketinin bölgedeki yerel iştirakleri aracılığıyla sanayiye entegre olmuş olması, Mercosur’u risk azaltma stratejileri açısından güvenilir bir merkez haline getiriyor; diğer pazarlarda yaşanan belirsizlikler nedeniyle bu önem her geçen gün artıyor. • Güney Amerika’da nitelikli iş gücü eksikliği bir sorun olmakla birlikte, Alman şirketleri yüksek motivasyona sahip yerel iş gücünü kendi bünyelerinde eğitip geliştirerek uzun vadeli insan kaynağına dönüştürmeyi başarmış durumdalar. • Mercosur ile kurulan ortaklık, Avrupa Birliği’nin karbonsuzlaşma hedeflerini destekleyen önemli bir zemin de oluşturuyor. Güney Amerika ülkeleri hem kritik ham maddeler açısından zengin hem de yenilenebilir enerji alanında dünya ölçeğinde öncü bir konumda yer alıyorlar.
